Travmaya Metabolik ve Nöroendokrin Yanıt, cerrahi stres ve kritik hastalık sırasında dolaşımda, hormonların etkilerinde ve metabolizmada gelişen değişiklikleri kapsar.
Öğrencinin hemorajik şokta kan kaybıyla hemodinamik bulguların ilişkisini değerlendirebilmesi, hormon düzeyi ile doku yanıtını ayırt edebilmesi ve klasik sistemik inflamatuvar yanıt sendromu ölçütlerini klinik verilere uygulayabilmesi gerekir. TUS — Klinik Tıp Bilimleri kapsamında sorular, doğrudan bilgi sorgulayan kökler veya kısa hasta senaryolarıyla sunulabilir.
Seçeneklerde kan kaybı aralıkları, hormonal yanıtsızlığı açıklayan mekanizmalar ya da karşılanan ölçüt sayıları bulunabilir. Hormon yüksekliğini doğrudan artmış etkiyle eşitlemek ve klinik bulguları ölçütlerle dikkatle karşılaştırmamak hataya yol açabilir.
Örnek sorular
Bir şık seç, doğru mu değil mi hemen görürsün — hiçbir şey kaydedilmez, hesap gerekmez.
1. soruOrta
Uzamış kritik hastalıkta büyüme hormonu düzeyi yüksek olmasına karşın kas anabolizması gelişmiyor ve serum IGF-1 düzeyi düşük kalıyor.
Bu durumun en uygun açıklaması aşağıdakilerden hangisidir?
Cevabı göster
Cevap: C — Periferik büyüme hormonu direnci
Kısaca — Hedef dokunun büyüme hormonuna yanıtsız kalması hepatik IGF-1 üretimini ve kas anabolizmasını yüksek hormon düzeyine rağmen azaltır.
Uzamış kritik hastalıkta büyüme hormonu reseptörü ve reseptör sonrası sinyal iletimi baskılanabilir. Karaciğer yeterli IGF-1 üretemediği için negatif geri bildirim azalır; büyüme hormonu yüksek kalırken anabolik etkisi ortaya çıkmaz.
Neden diğerleri değil
Hipofiz nekrozuna bağlı büyüme hormonu eksikliği — Hipofiz nekrozu büyüme hormonu düzeyini düşürürdü; yüksek düzey eksiklikle bağdaşmaz.
İnsülin duyarlılığında belirgin artış — Kritik hastalıkta genellikle insülin direnci gelişir; artmış duyarlılık düşük IGF-1'i açıklamaz.
Tiroid hormon fazlalığı — Katabolizmayı artırabilir ancak yüksek büyüme hormonu ile düşük IGF-1 ayrışmasının temel nedeni değildir.
Kortizol sentezinin tamamen durması — Ağır adrenal yetersizlik oluştururdu; büyüme hormonu–IGF-1 uyumsuzluğunu açıklamaz.
Pnömoni nedeniyle takip edilen hastanın fizik muayenesinde ateşi 39 °C, nabzı 105/dakika, solunum sayısı 24/dakika ölçülüyor; laboratuvar tetkiklerinde lökosit sayısı 13.500/mm³ tespit ediliyor.
Bu hastada klasik SIRS tanımına göre karşılanan ölçüt sayısı aşağıdakilerden hangisidir?
Cevabı göster
Cevap: D — Dört
Kısaca — Ateş, taşikardi, takipne ve lökositoz eşikleri birlikte aşıldığından klasik SIRS ölçütlerinin dördü de karşılanır.
Klasik SIRS; vücut sıcaklığı, kalp hızı, solunum ve lökosit yanıtını birbirinden bağımsız dört başlıkta değerlendirir. Eşikler sıcaklık için >38 veya <36 °C, nabız için >90/dakika, solunum için >20/dakika ve lökosit için >12.000/mm3, <4.000/mm3 ya da >%10 immatür formdur.
Tanıya götüren bulgular
39 °C ateş → sıcaklık ölçütünü karşılar.
105/dakika nabız → kalp hızı ölçütünü karşılar.
24/dakika solunum → solunum ölçütünü karşılar.
13.500/mm3 lökosit → lökosit ölçütünü karşılar.
Neden diğerleri değil
Bir — Yalnız bir fizyolojik alanı sayar; diğer üç bağımsız eşik de aşılmıştır.
İki — SIRS tanısı için gereken alt sınırdır; ancak karşılanan ölçütlerin toplamını vermez.
Üç — Solunum sayısı da eşik üzerinde olduğundan ölçütlerden birini eksik bırakır.
Sıfır — Dört bağımsız eşik de aşıldığından karşılanan ölçüt sayısı sıfır değildir.
Aklında kalsın
Klasik SIRS için dört ölçütten en az ikisi yeterlidir. SIRS enfeksiyona özgü değildir; travma, yanık ve pankreatit gibi steril hasarlar da aynı yanıtı oluşturabilir.
3. soruOrta
Aşağıdaki kan kaybı aralıklarından hangisinde hemorajik şokta sistolik kan basıncı ilk kez düşer?
Cevabı göster
Cevap: C — %30–40
Kısaca — Sempatik kompanzasyon ilk iki evrede basıncı korur; sistolik kan basıncı ilk kez %30–40 kan kaybında düşer.
Dolaşan hacmin azalması baroreseptör yanıtıyla taşikardi ve periferik vazokonstriksiyonu başlatır; böylece daha düşük kayıplarda sistolik basınç korunur. Kayıp üçüncü evreye ulaştığında azalan ön yük ve atım hacmi artık telafi edilemez, kalp debisi ve sistolik basınç düşer.
Neden diğerleri değil
%15'ten az — Birinci evrede kompanzasyon yeterlidir; sistolik basınçta düşme beklenmez.
%15–30 — İkinci evrede taşikardi ve daralmış nabız basıncı gelişirken sistolik basınç genellikle korunur.
%40–50 — Dördüncü evre aralığına girer; sistolik kan basıncındaki düşüş bu düzeyde başlamaz, hipotansiyon zaten yerleşmiştir.
%50'den fazla — Ağır dördüncü evredir; hipotansiyon bu düzeyde başlamış değil, ileri derecede yerleşmiştir.
Aklında kalsın
Beta bloker kullananlarda ve yaşlılarda taşikardi körelebilir; normal nabız ciddi kan kaybını dışlamaz.
Cepte soru çöz, bağımsız bir çalışma uygulamasıdır; hiçbir sınav kurumu, okul ya da resmî kurumla bağlantılı, bunlarca desteklenen veya onaylanan bir uygulama değildir.
TUS (Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı), ÖSYM tarafından düzenlenen resmî bir sınavdır. Bu uygulama ÖSYM ile bağlantılı değildir.
Uygulamadaki tüm sorular ve metinler Cepte soru çöz için özgün olarak hazırlanmıştır; hiçbir resmî sınavdan alınmamıştır.